|
|
|
Fenerbahçemiz
nasıl kuruldu.
1897'lerde Dereağzı Moda bölümünde ilk futbol
takımı hareketlenmeleri. "Siyah Çoraplılar" adını verdikleri
futbol takımı... 1907 yılı ilkbaharında, Kadıköylü gençlerden
Nurizâde Ziya (Songülen), Bahriyeli Necip (Okaner), Hasan Sami
(Kocamemi) ve arkadaşları arasında "Hintli" lakabıyla anılan
Asaf (Beşpınar) beyler, ne zamandan beri içlerini kor gibi
yakmakta olan bir konuda kesin kararlarını veriyorlar. Ne
pahasına olursa olsun, bir futbol kulübü kuracaklar....
Necip Bey'in Moda'daki evinde yaptıkları
toplantıda kurmayı kararlaştırdıkları kulüplerine Fenerbahçe
adını vermişler, forma rengi olarak da, o güzel bahar günlerinde
Fenerbahçe çayırını süsleyen papatyaların rengi, Sarı-Beyaz'ı
seçmişlerdi. Amblemleri ise Fenerbahçe'nin ışık saçan feneri
olacaktı. Bu yeni kulübün kuruluş hazırlıkları hızla akıp giden
zamana yetişemediğinden Fenerbahçe takımı 1907-1908 İstanbul
Futbol Ligi'ne katılamamış; 1908-1909 sezonunda ise forma
renklerini Sarı-Lacivert'e çevirmişlerdi. Fenerbahçe kulübü
kuruluş yıllarında çok sıkıntılı dönemler yaşamış ve kulübe yeni
katılan ve çoğu Saint Joseph Fransız Mektebi öğrencileri olan
gençlerin büyük çabalarıyla hayatını sürdürebilmişti. Bu konuda
Ayetullah ve Elkâtipzâde Mustafa beylerin unutulmaz hizmetleri
olmuştu. Fenerbahçe Kulübü bu sarsıntıları atlattıktan sonra
hızla güçlenmiş ve 1911-1912 sezonunda İstanbul Futbol Ligi
şampiyonluğunu kazanma başarısına ulaşmıştı. Bundan sonra da
Türk futbolunda Fenerbahçe ile Galatasaray'ın mutlak
üstünlükleri başlamıştı. Fenerbahçe yalnız yurt içinde kazandığı
şampiyonluklar ve elde ettiği başarılarla değil, gerek yurt
içinde ve gerekse yurt dışında yabancı takımlarla yaptığı
maçlardaki başarılarıyla da kendini göstermiş ve Türkiye'nin en
çok sevilen kulüplerinin başında yer almıştır. Fenerbahçe'nin bu
büyük sevgiyi kazanmasında en önemli sebeplerden biri de,
Mütareke yıllarında İşgâl kuvvetlerine mensup askeri takımlarla
yaptığı maçlarda kazandığı parlak galibiyetlerin de önemli rolü
olmuştur. Bu galibiyetler, işgâl altındaki İstanbul halkının
kırılmış gururunu okşayan, hatta güçlendiren etkenler olmuş ve
Fenerbahçe sevgisi bir çığ gibi büyümüştür. Fenerbahçe bugün
Türkiye'de en çok taraftara sahip bulunan kulüp olarak
tanınmaktadır. Yapılan resmi ve özel istatistikler bunu
göstermektedir. Son olarak 1989 yılı sonunda Gençlik ve Spor
Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan kamuoyu araştırmasında
Türkiye'de her 27 kişiden 1'inin Fenerbahçeli olduğu belirlendi.
YAŞŞAA FENERBAHÇE
Türk halkı 1923 yılı Ekim ayının 29. günü, kabına
sığmayan coşku gösterileriyle, kabına sığmayan bir zaferi kutluyor,
inanılmazı gerçek yapan savaşımının onurlu başarısını yaşıyordu.
Türk halkı o gün, dört yıllık Kurtuluş Savaşı'nın noktaladığı
zaferini kutluyordu. Bu gün, Cumhuriyet'in kurulduğu mutlu gündü.
Türk halkı o mutlu gününde, uygar bir yönetim biçiminin başlattığı,
uygar bir yaşam dönemine ilk adımını atıyordu. Bu unutulmaz gününden
tam 4 ay önce Türk halkı, bu kez Haziran ayının 29'unda, yine kabına
sığmayan sevinç ve coşku gösterileriyle, yine kabına sığmayan bir
gurur yaşıyor, bir gün daha "unutulmaz" sıfatıyla tarihe
kazınıyordu. Çünkü halk, bugün de bir düşmanına karşı kazandığı
zaferini kutluyordu. Cumhuriyet'in ilanından tam dört ay önce o gün,
1923 yılı Haziran ayının 29. günü, Fenerbahçe Futbol Takımı,
İstanbul'daki İngiliz İşgal Kuvvetleri futbol takımıyla yaptığı maçı
2-1 kazanıyor, İşgal Kuvvetleri'nin mağrur komutanı General
Harrington'un elinden komutanın kendi adına koyduğu kupayı alıyordu.
|
|
İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington, ordusuyla
birlikte 2 Ekim 1923 günü, İstanbul'u terkederken, Dolmabahçe
rıhtımında TBMM İstanbul Kumandanı Selahattin Adil Paşa ile
birlikte. |
 |
|
29 Haziran 1923 tarihi, Fenerbahçe'nin bir
"düşman" futbol takımını yendiği günün tarihi olmasının
ötesinde, işgal ettikleri ülkenin halkını küçümsemeyi deneyen
bir işgalci komutana ve onun askerlerine unutulmaz bir dersin
verildiği günün de tarihidir. Bu tarih ayrıca, ülkenin dört bir
yanında milliyetçilik gururuyla spor zevkini bütünleştirmiş
sporseverlerin, Fenerbahçe Kulübü'nün sevgi çatısı altında
toplanmaya başlamalarının da ilk günüdür. Bu mutlu günü izleyen
günlerde ve aylarda doğan çocuklara, Fenerbahçeli futbolcuların
adlarının verilmesi "yarışı" da, işte bu mutlu günün ülke
çapında yarattığı, o kabına sığmayan sevinçle başlamaktadır. İlk
bakışta bir maçın kazanıldığı gün olmasının ötesinde hiçbir
anlamı yok sanılan 29 Haziran 1923 günü kazanılan zafer
gerçekte, kısa bir süre sonra alacakları son derslerinden önce,
İngiliz İşgal Kuvvetleri'ne verilen ilk dersti de galiba.
Dünyanın gözbebeği İstanbul, dünyanın gözü önünde işgal
edilmişti ve şimdi de, üzerindeki tüm gözlerin altında, dünyanın
gözaltında idi. İngiliz askerlerinin halk üzerinde uygulamaya
çalıştıkları baskının bir benzerini komutanları Harrington,
kendi askerleri üzerinde uyguluyordu. General Harrington,
İstanbul'da hemen her şeyi denetimleri altında tutmaları
konusunda askerlerine sert emirler veriyor, verdiği tüm
emirlerin eksiksiz yerine getirilmesini bekliyordu. Fakat
General Harrington, askerlerine bir konuda söz geçiremiyordu. Ne
denli sert emir verirse versin, askerlerinin Fenerbahçe'yi
yenebilmelerini bir türlü sağlayamıyordu. İşgal Kuvvetleri'ne
ait çeşitli birliklerin futbol takımları Fenerbahçe'yle sık sık
karşılaşmak istiyor, fakat yaptıkları tüm maçları da
kaybediyorlardı. Bu özel maçlar gerçi fazla önemli değillerdi
ama, Fenerbahçe'nin her maçta İngilizler'i yenmesi, yine de
General Harrington'u çileden çıkarmaya yetiyordu. Türklere bu
konuda kesin bir ders verilmeliydi. İstanbul'u askeri gücü
altında tutan İngilizler, askeri alandaki üstünlüklerinin yanı
sıra, futbolda da güçlü olduklarını kesinlikle göstermeliydiler.
Yenmeleri gereken takım da Fenerbahçe'den başkası olmamalıydı.
Ayrıca, önemli bir neden daha vardı: İşgal Kuvvetleri
birliklerinden birinin takımını yendiğinde, Fenerbahçe'nin
çevresinde Türkler bir anda bütünleşiyorlar ve ulusal bir sevinç
yaşıyorlardı. Bu da İşgal Kuvvetleri Komutanlığı tarafından hiç
de hoş karşılanmıyordu. General Harrington'un Fenerbahçe'ye
karşı duyduğu öfkenin kaynağı, emrindeki birliklerin tüm
takımlarını yenen Fenerbahçe'nin, her maçtan sonra Türkler'in
ulusal duygularını şahlandırmasının da ötesindeydi. Aslında
General Harrington'daki Fenerbahçe öfkesinin gerçek nedeni, "Bu
kulübün 'zararlı faaliyetler' içinde bulunması" idi.
Fenerbahçe'nin o günlerdeki kulüp binası, Kalamış Koyu'na akan
Kurbağalıdere'nin kenarındaydı. |
|
 |
Fenerbahçeli futbolcular, Kurbağalıdere' deki antrenman
sahasında bir yandan çalışma yaparlarken, öte yandan kulüp
binasına (fotoğrafta) silah saklıyorlar ve gece karanlığında
bunları Anadolu'ya gönderiyorlardı. |
|
Binanın 8-10 metre ötesinde, motorların
yanaştıkları bir iskele vardı. Kulüp binasının kayıkhanesi ise,
silah ve cephane deposu olarak kullanılıyordu. Geceleri iskeleye
gizlice yanaşan motorlara bu depodan yüklenen silah ve
cephaneler, Anadolu'ya kaçırılıyordu. Büyük bir gizlilik içinde
yapılmasına karşın bu "zararlı faaliyet" bir üre sonra İşgal
Kuvvetleri Komutanlığı tarafından duyuldu. Aynı gün Fenerbahçe
Kulübü'ne "zararlı faaliyet'in düşman tarafından duyulduğu
haberi geldi. O gün idman yapmaya gelen oyuncuların bir görevi
de, antrenman alanından kaybolup, kayıkhanedeki silah ve
cephaneyi gizlice evlerine götürmek ve orada saklamaktı. |
|
Kulüp binasında saklanan silahlar Kurbağalıdere'den Marmara'ya
oradan da Anadolu'ya kaçırılırdı. |
 |
|
|
|